Alaşehir’de Yıllardır Çözülemeyen Bebek Kaybolma Skandalı: “Öldü” Denilen Bebekler Nerede?

ASAYİŞ 03.02.2026 - 21:35, Güncelleme: 03.02.2026 - 22:07
 

Alaşehir’de Yıllardır Çözülemeyen Bebek Kaybolma Skandalı: “Öldü” Denilen Bebekler Nerede?

Yıllar önce Alaşehir’de yaşanan trajik olaylar, dünya gündemini sarsan Epstein Adası skandallarıyla birlikte yeniden tartışılmaya başlandı. Çocuk kaçırma ve istismar iddialarının küresel çapta dikkat çektiği bu dönemde, Alaşehirli iki ailenin bebeklerinin İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde “öldü” denilerek kaybolması, neden hâlâ aydınlatılmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Aileler, yıllardır adalet arayışında bulunurken, hastane kayıtları ve mezarlık defterlerindeki tutarsızlıklar, olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığı şüphesini güçlendiriyor. BEBEKLER, ÖLDÜ DENİLEREK ORTADAN KAYBOLDU!  Olay, 1994 ve 1999 yıllarında Alaşehir Devlet Hastanesi’nde doğan üç bebekle ilgili. Ali Çevik ve Hüsniye Çevik çiftinin 1994’te doğan çocuğu ile Mehmet ve Gülenay Vural çiftinin 1999’da doğan ikiz bebekleri, erken doğum nedeniyle İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi’ne sevk edildi. Ailelere, bebeklerin tedavi sırasında öldüğü bildirildi. Ancak cenazeleri almak için hastaneye giden aileler, bebeklerin kimsesizler mezarlığına defnedildiği bilgisiyle karşılaştı. Ailelerin iddiasına göre, bu süreçte bilgilendirme yapılmadı ve onay alınmadı; bebekler adeta “kandırılmış” bir şekilde ortadan kayboldu. HASTANE MORG ve MEZARLIK KAYITLARI TUTARSIZ!  Gazetemiz ekibinin yaptığı araştırmalar, İzmir Behçet Uz Hastanesi morg kayıtları ile Tepecik Mezarlığı defin kayıtlarının birbirini tutmadığını ortaya koydu. Araştırmada, bebeklerin gömüldüğü iddia edilen ada ve parsel numaraları tespit edildi. Bu bilgilerle savcılığa suç duyurusunda bulunuldu ve mezarların açılarak DNA testi yapılması talep edildi. Ancak bu talepler yıllardır sonuçsuz kaldı. Aileler, “Bebeklerimize ne oldu? Neden konu kapatılıyor?” diye sorarken, Epstein Adası’ndaki çocuk kaçırma skandallarının benzerlik gösterdiğini belirtildi.  AİLELER, BEBEKLERİNİN KAÇIRILDIĞINI DÜŞÜNÜYOR  Ali Çevik çifti, bebeklerini hastaneye teslim ettikten dört gün sonra “öldü” haberi aldıklarını belirtiyor. Hüsniye Çevik, o dönemi şöyle anlatıyor: “Çocuğumun durumunu öğrenmek için sürekli aradım, yetkililer durumu hep iyi dediler. Dördüncü gün ‘çocuğun öldü’ dediler.” Vural çifti ise ikiz bebeklerinin erken doğumu sonrası sevk edildiğini ve benzer bir süreç yaşadıklarını ifade ediyor. Aileler, bebeklerin satıldığı veya kaçırıldığı şüphesini taşıyor; hastane yetkililerinin “cenazeleri kimsesizler mezarlığına gömdük” açıklamasını kandırmaca olarak görüyorlar. KAYIP BEBEK DOSYASI, AYDINLATILMAYI BEKLİYOR  Benzer olaylar, Türkiye’de yenidoğan bebeklerle ilgili skandalları hatırlatıyor. Son yıllarda ortaya çıkan “yenidoğan çetesi” soruşturmaları, hastanelerde bebeklerin yanlış tedaviyle öldürüldüğü veya kaçırıldığı iddialarını gündeme getirmişti. Ancak Alaşehir olayı, 20-30 yıl öncesine dayanıyor ve hâlâ aydınlatılmamış durumda. Aileler, Epstein Adası gibi küresel skandalların ışığında, kendi bebeklerinin akıbetinin de benzer bir kaderle örtbas edildiğini düşünüyor. Yetkililerden konuyla ilgili açıklama gelmezken, aileler Alaşehir Manşet aracılığıyla destek çağrısında bulunuyor. Savcılığın DNA testi talebini değerlendirmesi ve mezarlık kayıtlarının yeniden incelenmesi, yıllardır süren bu acıya son verebilir. Epstein Adası’ndaki olaylar dünya kamuoyunu harekete geçirirken, Alaşehirli ailelerin sesi neden duyulmuyor? Bu soru, adalet sisteminin çocuk hakları konusundaki duyarlılığını test ediyor.
Yıllar önce Alaşehir’de yaşanan trajik olaylar, dünya gündemini sarsan Epstein Adası skandallarıyla birlikte yeniden tartışılmaya başlandı. Çocuk kaçırma ve istismar iddialarının küresel çapta dikkat çektiği bu dönemde, Alaşehirli iki ailenin bebeklerinin İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde “öldü” denilerek kaybolması, neden hâlâ aydınlatılmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Aileler, yıllardır adalet arayışında bulunurken, hastane kayıtları ve mezarlık defterlerindeki tutarsızlıklar, olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığı şüphesini güçlendiriyor.

Alaşehir

BEBEKLER, ÖLDÜ DENİLEREK ORTADAN KAYBOLDU! 

Olay, 1994 ve 1999 yıllarında Alaşehir Devlet Hastanesi’nde doğan üç bebekle ilgili. Ali Çevik ve Hüsniye Çevik çiftinin 1994’te doğan çocuğu ile Mehmet ve Gülenay Vural çiftinin 1999’da doğan ikiz bebekleri, erken doğum nedeniyle İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi’ne sevk edildi. Ailelere, bebeklerin tedavi sırasında öldüğü bildirildi. Ancak cenazeleri almak için hastaneye giden aileler, bebeklerin kimsesizler mezarlığına defnedildiği bilgisiyle karşılaştı. Ailelerin iddiasına göre, bu süreçte bilgilendirme yapılmadı ve onay alınmadı; bebekler adeta “kandırılmış” bir şekilde ortadan kayboldu.

HASTANE MORG ve MEZARLIK KAYITLARI TUTARSIZ! 

Gazetemiz ekibinin yaptığı araştırmalar, İzmir Behçet Uz Hastanesi morg kayıtları ile Tepecik Mezarlığı defin kayıtlarının birbirini tutmadığını ortaya koydu. Araştırmada, bebeklerin gömüldüğü iddia edilen ada ve parsel numaraları tespit edildi. Bu bilgilerle savcılığa suç duyurusunda bulunuldu ve mezarların açılarak DNA testi yapılması talep edildi. Ancak bu talepler yıllardır sonuçsuz kaldı. Aileler, “Bebeklerimize ne oldu? Neden konu kapatılıyor?” diye sorarken, Epstein Adası’ndaki çocuk kaçırma skandallarının benzerlik gösterdiğini belirtildi. 

AİLELER, BEBEKLERİNİN KAÇIRILDIĞINI DÜŞÜNÜYOR 

Ali Çevik çifti, bebeklerini hastaneye teslim ettikten dört gün sonra “öldü” haberi aldıklarını belirtiyor. Hüsniye Çevik, o dönemi şöyle anlatıyor: “Çocuğumun durumunu öğrenmek için sürekli aradım, yetkililer durumu hep iyi dediler. Dördüncü gün ‘çocuğun öldü’ dediler.” Vural çifti ise ikiz bebeklerinin erken doğumu sonrası sevk edildiğini ve benzer bir süreç yaşadıklarını ifade ediyor. Aileler, bebeklerin satıldığı veya kaçırıldığı şüphesini taşıyor; hastane yetkililerinin “cenazeleri kimsesizler mezarlığına gömdük” açıklamasını kandırmaca olarak görüyorlar.

KAYIP BEBEK DOSYASI, AYDINLATILMAYI BEKLİYOR 

Benzer olaylar, Türkiye’de yenidoğan bebeklerle ilgili skandalları hatırlatıyor. Son yıllarda ortaya çıkan “yenidoğan çetesi” soruşturmaları, hastanelerde bebeklerin yanlış tedaviyle öldürüldüğü veya kaçırıldığı iddialarını gündeme getirmişti. Ancak Alaşehir olayı, 20-30 yıl öncesine dayanıyor ve hâlâ aydınlatılmamış durumda. Aileler, Epstein Adası gibi küresel skandalların ışığında, kendi bebeklerinin akıbetinin de benzer bir kaderle örtbas edildiğini düşünüyor.

Yetkililerden konuyla ilgili açıklama gelmezken, aileler Alaşehir Manşet aracılığıyla destek çağrısında bulunuyor. Savcılığın DNA testi talebini değerlendirmesi ve mezarlık kayıtlarının yeniden incelenmesi, yıllardır süren bu acıya son verebilir. Epstein Adası’ndaki olaylar dünya kamuoyunu harekete geçirirken, Alaşehirli ailelerin sesi neden duyulmuyor? Bu soru, adalet sisteminin çocuk hakları konusundaki duyarlılığını test ediyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve beseylul.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.